Cevaben..
Devletin resmi dili ve milliyeti belirlenmiştir, anayasanın da değiştirilmez maddeleri olarak ortaya konmuştur,
Bunlarla ilgili en ufak bir tartışma dahi büyük baskınlara devlet tarafından sindirilmiştir.
Verdiğin örnek üzerinden gidiyorum,
Bu ülkede yaşayanların ortak dili türkçe'dir ve %99'u bunu konuşur demişsin..
Osmanlı'ya atıfla;
Osmanlıda ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören ve dilleri devletçe resmi olmayan ve büyük bi kısmın Arapça ve Farsça konuştuğu bi halkın, sonradan devlet adamlarınca Türkçe dilinin dil olarak kabulü sonrası %99'a denk gelmiştir.
Kaldı ki Lazlar gibi kendi dillerinde yayın yapmak isteyenlerin kolluk kuvvetlerince yapılan baskınlarla bastırılması sonucu bu %99'a ulaşılmasının da büyük payı var diye düşünmüyor diilim, ( bkz. Ordu-Trabzon - Artvin 1978 )
Lazların ve Gürcülerin Rumca kelimeleri kendi kültürlerinde barındırması nasıl ki onların Rum olduğu anlamsına gelmezse, türkiye'de yaşıyor olmaları da Türk oldukları anlamına gelmez,
Hepsini tek tek saymaya gerek yok, Lazlar örneğin bi halktır ve her halkın kendi dili, kültürü vs.. mevcuttur.
Atatürk milliyetçiliği için kültür milliyetçiliğidir diyebiliyorsan eğer, -bizim memleketimizde- milliyetçilik sebebiyle öldürülen insanları nasıl açıklarsın?
Devletin resmi politikası vardır, teori neyi söyler tartışırım ama din konusunda olan şudur ki;
Alevilere cem evi açıp, daha sonra oluşturduğu devlet politikasından beslenen insanlara oraları yakıp yıktırmış, Alevilerin kapılarını işaretletip öldürülmelerine sebep olmuştur. ( bkz. K.maraş 1978 )
1999 yılında ramazan'da oruç tutmadığı için bi öğrencinin bursa'daki bi köprüden atılarak öldürülmesine sebep olmuştur.
68'de İslamcıları öğrencilerin üzerine salan ve insanların ölmesine sebep olan zihniyet, devletindir. ( bkz. Kanlı Pazar)
77'de istanbul'da eczacılık fakültesinin önüne atılan bomba abdullah çatlıların aralarında olduğu devlet destekli bi grup tarafından yapılmıştır, ki kendisinin devletle olan bağlantısı için bakınız demeye gerek dahi yoktur.
Bunlar münferit olaylar değildir ne yazıkki,
Bunlar devlet politikasını benimsemeyenlere, devlet baba tarafından gösterilen sopalardır, hiç de aba altından değildir.
Ben bu örnekleri çoğaltabilirim amma ve lakin çoğalttıkça da aklıma yatan bi taraf göremem..
Dünya üstündeki bi halk diğeri tarafından başka bi halk olduğu için öldürülmeyeceği güne kadar, ben şu yada bu diilim, o güne kadar sadece dünya vatandaşıyım..
Eylül 27, 2007
açık çağrı
Biz bu davanin tanigiyiz!
Magduruyuz!
Takipcisiyiz!
Adalet talebiyle orada olacagiz!
1 ekim pazartesi gunu Hrant Dink'i olduren karanlik yargilanmaya devam edecek. Katiller bu kez kacarak karanliklara karismasin diye 1 Ekim’de sabah 09. 30'da yine mahkeme onunde nobetteyiz.
Hrant Dink'i yargilayan mahkemelerin onlerinde bir avuc kisiydik. Bedelini kardesimizi aramizdan almalariyla odedik.
Simdi, Rakel Dink'in ve Sera, Arat ve Delal'in yaninda, tipki cenazede oldugu gibi sessiz bir ses yukseltecegiz Karanliga karsi cikan, adalet talep eden herkesi taniklik etmek icin mahkeme onune bekliyoruz.
1 ekim 2007, pazartesi saat: 09:30 Istanbul Agir Ceza Mahkemeleri, BesIktas (eski DGM)
Magduruyuz!
Takipcisiyiz!
Adalet talebiyle orada olacagiz!
1 ekim pazartesi gunu Hrant Dink'i olduren karanlik yargilanmaya devam edecek. Katiller bu kez kacarak karanliklara karismasin diye 1 Ekim’de sabah 09. 30'da yine mahkeme onunde nobetteyiz.
Hrant Dink'i yargilayan mahkemelerin onlerinde bir avuc kisiydik. Bedelini kardesimizi aramizdan almalariyla odedik.
Simdi, Rakel Dink'in ve Sera, Arat ve Delal'in yaninda, tipki cenazede oldugu gibi sessiz bir ses yukseltecegiz Karanliga karsi cikan, adalet talep eden herkesi taniklik etmek icin mahkeme onune bekliyoruz.
1 ekim 2007, pazartesi saat: 09:30 Istanbul Agir Ceza Mahkemeleri, BesIktas (eski DGM)
Eylül 17, 2007
düz yazı
düz yazarken kendimden korkarım ipin ucunu kaçırırım;
ipin ucun kaçırmayı severim, en namussuzundan o ip elde dura dura sebebini unutur unutturur insana..
bu açıktan bi eleştiridir, bu 1 ay oruç tutup vicdanını rahatlatanlara bi çeşit vicdan sorgulatmasıdır, bu bi çeşit ah ulan demektir içten içe..
kalan 11 ay nerdesiniz be diye bas bas bağırmaktır içimden,
akşam tüm gün tuttuğunuz orucu şanlı şöhretli hiç değilse 3 çeşitli sofralarınızda açarken hala dışarıda aç olanları unutan unutturan nefisle yapılan iç tartışmadır.
bu tüm kalan 11 ayda açlıktan ölenler için sadece başlangıcı yapılmış bir iddianame, seyirci olanlar içinse "nefs-i" müdafaadır.
bu benim tuttuğum 3 günlük orucun benim vicdanımda, bilincimde sorgulattığıdır.
açım, başım dönüyor, eve iftara yetişmeye çalışıyorum.
yetişiyorum elbette..
soframız kurulu, ezan okunuyor, hep birlikte yiyoruz yemeğimizi, karnımız tok,sırtımız pek..
tüm gün anladık açların halini,
anladık..
sonra doyduk..
onların da bizi anlamasını istiyorum ben şimdi
tüm gün tok olmalarını istiyorum
orucu yokluk çekenlere tersinden 11 ay tutturalım
bütün bün bizim gibi yiyip içsinler,
rahat temiz
o zaman söz kalan 1 ayda ben bütün açları anlamak için tutucam bu orucu, insani olucak o zaman, karşılığını bulucak,
doyacak artık insanlar
dünya aç insanla dolu ve biz onların mümkün ve en hakları olan paydan pay alamayıp aç kalmalarına seyirci kalıp bi de onları anlamak için aç kalıyoruz öyle mi,
kılımızı az biraz kıpırdatıp sürekli tok olmalarının yolunu açmıyoruz da, açlığı anlamaya çalışıyoruz yani..
kardeşim ramazanın ilk iftarında orucunu bozup anneme dönüyor
" anne hani aç insanları anlamamız için ya oruç" diyor..
"işte ben konuyu kavradım 1 günde, anladım, kalan günleri tutmasam olur mu?.."
kalan 11 ayda saltanatından, ekmeğindeki 1 lokmadan feragat etmeyen tüm toklara hürmetlerimi sunarım..
ipin ucun kaçırmayı severim, en namussuzundan o ip elde dura dura sebebini unutur unutturur insana..
bu açıktan bi eleştiridir, bu 1 ay oruç tutup vicdanını rahatlatanlara bi çeşit vicdan sorgulatmasıdır, bu bi çeşit ah ulan demektir içten içe..
kalan 11 ay nerdesiniz be diye bas bas bağırmaktır içimden,
akşam tüm gün tuttuğunuz orucu şanlı şöhretli hiç değilse 3 çeşitli sofralarınızda açarken hala dışarıda aç olanları unutan unutturan nefisle yapılan iç tartışmadır.
bu tüm kalan 11 ayda açlıktan ölenler için sadece başlangıcı yapılmış bir iddianame, seyirci olanlar içinse "nefs-i" müdafaadır.
bu benim tuttuğum 3 günlük orucun benim vicdanımda, bilincimde sorgulattığıdır.
açım, başım dönüyor, eve iftara yetişmeye çalışıyorum.
yetişiyorum elbette..
soframız kurulu, ezan okunuyor, hep birlikte yiyoruz yemeğimizi, karnımız tok,sırtımız pek..
tüm gün anladık açların halini,
anladık..
sonra doyduk..
onların da bizi anlamasını istiyorum ben şimdi
tüm gün tok olmalarını istiyorum
orucu yokluk çekenlere tersinden 11 ay tutturalım
bütün bün bizim gibi yiyip içsinler,
rahat temiz
o zaman söz kalan 1 ayda ben bütün açları anlamak için tutucam bu orucu, insani olucak o zaman, karşılığını bulucak,
doyacak artık insanlar
dünya aç insanla dolu ve biz onların mümkün ve en hakları olan paydan pay alamayıp aç kalmalarına seyirci kalıp bi de onları anlamak için aç kalıyoruz öyle mi,
kılımızı az biraz kıpırdatıp sürekli tok olmalarının yolunu açmıyoruz da, açlığı anlamaya çalışıyoruz yani..
kardeşim ramazanın ilk iftarında orucunu bozup anneme dönüyor
" anne hani aç insanları anlamamız için ya oruç" diyor..
"işte ben konuyu kavradım 1 günde, anladım, kalan günleri tutmasam olur mu?.."
kalan 11 ayda saltanatından, ekmeğindeki 1 lokmadan feragat etmeyen tüm toklara hürmetlerimi sunarım..
Eylül 09, 2007
yanmaktı
aklım kendi içinde yankılanıyor sürekli;
ve ben duydukça
duydukça..
duydukça..
yavaş yavaş
ölüyorum..
ve ben duydukça
duydukça..
duydukça..
yavaş yavaş
ölüyorum..
eski'm..
toprak kokusunun eksik olduğunu düşündün mü hiç?..
toprağın toprak gibi kokmadığını işte..
aslında toprak "gece" kokuyor tatlıbebeği, gecenin kokusu siniyor toprağa..
kandırılıyoruz sonra hepimiz "gece kokmaz sadece karanlıktır" diye..
hepsi yalan işte;
ciğerlerini yakarak içine çektiğin koku, gecenindir..
karanlık da toprağın...
toprağın toprak gibi kokmadığını işte..
aslında toprak "gece" kokuyor tatlıbebeği, gecenin kokusu siniyor toprağa..
kandırılıyoruz sonra hepimiz "gece kokmaz sadece karanlıktır" diye..
hepsi yalan işte;
ciğerlerini yakarak içine çektiğin koku, gecenindir..
karanlık da toprağın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)