aslında yürümüyorduk biz, bulutlara tutunmuştuk.
yeryüzünü de bulut sanıyorduk. bu kadar derinlemecesine kandırılıyorduk ve hatta kandırıyorduk kendimizi.
gerçekten sevilmiş miydik eski aşklarımızca?
hayat sadece sorulardan mı ibaretti, yoksa yeryüzüne takılı bikaç cevap bulabilir miydik?
buralardan çekip gitmek bunca zor olan bi kolay mıydı?
sevmek gibiydi yani gitmek.. öyle miydi gerçekten?
gerçek neydi?
peki ya gitmek?
gözlerimiz fahişeydi de, ruhumuzda öyle miydi gerçekten?
ve gerçeklik bi düşten mi ibaretti -yine- ?
gidebilir miydik koşullu olan herşeyi bırakıp, koşulsuzluğa?
yoksa koşulsuzluk başka bi diyarın adı mıydı?
moru sevdiğimiz kadar yüzümüzü boyayabilir miydik mora?
-hazır renklerden açılmışken sormadan geçemicem-
devrim mavi gibi miydi peki?
yoksa kırmızı mı?
peki gökkuşağı devrim gibi miydi?
hayat pratik miydi sadece?
peki ya teorisi neydi? teori kimindi bide?
hayat ortak bi teoriydi de biz o teorinin pratikleri miydik?
pratikten sıfır aldığımızda zaten intihar etmiş sayılır mıydık? yoksa intihar başlıbaşına koca bi sıfır mıydı zaten?.
sorgulamak sigara gibi miydi, hiç bıkıp usanmadan defalarca başlattığımız?.
yoksa solcular bu yüzden mi çok sigara içerdi?
cevaplanmamış cevaplarla birlikte, sorgulanması gerekli sorular hayat mıydı yoksa?
bu hiç sonlamayacak bi yazı mıydı? ve üzerinde sorgu yaşatmayacak olan..
soru işaretleri yazıyı sonlayabilir miydi, yoksa sadece nokta mıydı sonlayan?
peki ya son neydi?
son sorgulamak mıydı?
sorgulamak başlangıç mıydı peki?
peki ya başlangıç dünyanın gaz ve toz bulutundan önce mi başlardı?
gaz ve toz bulutunun başlangıcı da, koşulsuzluk diyarında gazın ve tozun artık sorgulamaya başlayıp, öfkelenip ortalığı kasıp kavurması mıydı?
ve o zamanlar nokta var mıydı koşulsuzluklar memleketinde?
yoksa hayatlarımız birer virgül müydü teori içinde, her pratikle yeni bi virgül konulan?
sıkılmamak, usanmamak, inat etmek hep tırnak içinde miydi?
imlalardan yorulmuş hayatlar birer kandırmaca mıydı aslen?
rüzgar ?..
düş ?..
gerçek ?..
-biraz bulamaç şimdi-
başkaları çekirdek yerken bizim de çenemiz ağrıyabilir mi örneğin?
yada sigaranın dumanı gözlerimizin önünden geçerken gözlerimizi kısar mıyız kendiliğinden? yoksa dumanı ciğerlerimiz emerken, gözlerimizde ciğerlerimizle bir işleyip aynı anda mı kısılır ?
-son için giriş-
mücadele hayatın ta kendisi midir ?
yoksa insanlar mücadele ettikçe mi hayatlaşır?
sorular anlamını yitirmeye başlıyor bi noktada..
yiten sadece anlamlar mı?
hayatlar peki?...
hayatım peki?...
Mayıs 10, 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder